Nagehan YETGİNER
UYGULADIĞIM TESTLER

UYGULADIĞIM TESTLER

ANKARA GELİŞİM TARAMA ENVANTERİ (AGTE)

0 – 6 yaş aralığında olan çocukların, zihinsel gelişimlerinin yaşına göre ne düzeyde olduğunu tespit etmek amacıyla kullanılan testlerden biri de, Ankara Gelişim Tarama Envanteri’dir. Bu test, toplam 154 madde ve 4 alt testten oluşur:
Dil-Bilişsel
Sosyal Beceri-Özbakım
İnce Motor
Kaba Motor
Bu alt testler, çocuğun yaşına uygun sorularla başlayan bir tarama ve tanıma testidir. Temel olarak, çocuğu yetiştiren kişiye uygulanır. Çocuğun genel gelişim düzeyi hakkında doğru bilgilere ulaşılmasını sağlayan kapsamlı bir testtir

-METROPOLİTAN OKUL OLGUNLUK TESTİ

Çocukların okula, okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olup olmadığını saptamak amacıyla yapılan bir testtir. Okula hazırlanırken olması gereken fizyolojik, çevresel ve zihinsel faktörleri değerlendirmekte kullanılır.
Metropolitan Okul Olgunluğu Testi; Kelime Anlama, Cümleler, Genel Bilgi, Eşleştirme, Sayılar, Kopya Etme gibi 6 alt test ve toplam 100 maddeden oluşur.
Testin sonucunda, çocuğunuzun okul için gereken olgunluğa ne ölçüde hazır olduğu ve düzeyiyle ilgili sağlıklı veriler elde edilir.
Metropolitan Okul Olgunluğu Testi okula gidecek çocukların psikolojik olarak okula hazır olup olmadıklarını ölçer.
Metropolitan okul olgunluğu testi, okula yeni başlayan birinci sınıf çocuklarının yönergeleri anlamaya hazırlıklı olmalarını sağlayacak olan özellikleri ve başarılarını ölçmek üzere hazırlanmıştır. Her alt test uzman kişi tarafından sözlü olarak verilen yönergeye göre çocuğun işaretleyeceği ve kopya edeceği resimlerden meydana gelmiştir

-GOOD ENOUGH HARRİS (BİR ADAM ÇİZ) TESTİ

3–10 yaşındaki çocuklara uygulanan bireysel zekâ testidir. Çocuğun yaptığı resim belli
kriterlere göre puanlandırılır ve zekâ düzeyi saptanmaya çalışılır. Uygulayıcı çocukla
karşılıklı oturur ve çocuktan bir insan resmi yapmasını ister. Çocuk resmi yaptıktan sonra
uygulayıcı önceden belirlenmiş kritere göre resmi değerlendirir.

-PEABODY RESİM KELİME TESTİ

Test, 2,5-18 yaş çocuk ve bireylerin dil gelişimini (kelime bilgisini) ölçmek amacıyla uygulanan bir gelişim testtir. Testte, resimlerle kelime (kavram) gelişimini saptamayı amaçlayan sorular bulunmaktadır. Her biri 4 resimden oluşan 100 kart ve kayıt formu vardır. çocuğun her kartta bulunan dört resim arasından, kendisine söylenen kelimeye uygun olan resmi bulup göstermesi istenmektedir.

-BENTON TARAMA TESTİ

Görsel – mekansal belleğin ölçülmek istendiği durumlarda kullanılabilir. Benton (1974) tarafından deliştirilen testin orijinali; şekillerin farklı sürelerde sunumunu, şeklin bakarak çizilmesini, çizimin gecikmeli olarak akıldan yapılmasını veya başka şekiller arasından tanınmasını içermektedir. Benton Görsel Bellek Testi, şekil belleğini anlık ve gecikmeli olarak değerlendirebilmekte; bunun da ötesinde, görsel belleği, görsel algılama ve motor yeteneklerden ayırt edebilmektedir.

-BENDER GESTALT GÖRSEL MOTOR ALGI TESTİ

çocuklarda görsel motor işlevini görmek için gelişimsel bir test olarak kullanılarak hem yetişkin, hem de çocuklarda geriliği, regresyonu, fonksiyon kaybını ve organik beyin hasarlarını saptamaya ve özellikle regresyon vakalarında da kişilik sapmalarını bulmaya ışık tutmaktadır (zekâ geriliği, afazi, çeşitli organik beyin hasarları, psikozlar, gerçek olmayan hastalanmalar gibi).
Ölçek Türü: Performans testidir. Grup olarak uygulamaya müsaittir.
Kimlere Uygulanabilir: 5 yıl 6 ay ile 10 yıl 11 ay arasındaki çocuklara uygulanabilir.
Uygulanışı: A, giriş deseni olarak kullanılır. Sonra 1-8’e kadar olan desenler ardarda verilir. Testi alan kişinin, üzerine desenleri çizebileceği kâğıtlar düz, beyaz ve çizgisiz olmalıdır. Bir kâğıt yeterlidir. Fakat daha düşük zekâ düzeyine sahip veya duyusal yönden huzursuz kişiler için birden fazlası gerekebilir.
Materyal: 9 kart, 1 ya da 2 boş kâğıt, kurşun kalem ve silgi.

CİNSEL TERAPİ

CİNSEL TERAPİ

Cinsellik ülkemizde hâlâ bir tabu olarak görülmekte ve bu nedenle cinsel sorunlar çok fazla dile getirilmemektedir. Ancak çok fazla sayıda çift cinsel sorunlar yaşamaktadır. Ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her on erkekten yedisi ve her on kadından sekizi hayatlarının bir döneminde cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır.

Cinsel terapi, organik nedene dayanmayan psikolojik kökenli cinsel sorunların çözülmesinde kullanılan, ruhsal ve cinsel anlamda kişinin bilişsel, ruhsal, duygusal alanlardaki gelişimini hedefleyen, cinselliğin doğuştan gelen bir yetenek olmadığını, okuyarak, kendi vücudunu keşfederek ve yaşayarak öğrenilmesi gerektiğini anlatan tüm teknik ve yöntemleri içeren bir terapi şeklidir.

Çift ilişkisi temel alınarak cinsel yaşamındaki duygusal, düşünsel, fiziksel paylaşım yeniden gözden değerlendirilir. Amaç daha sağlıklı bir çift ilişkisi inşa etmektir. Çift ilişkisindeki gerginlik ve çatışmalar azaltılarak cinsel yaşamlarının daha verimli olması gerekir. Gerektiği her durumda cinsel problemin niteliğine uygun cinsel terapi devreye sokulur.

  • Vajinismus
  • Orgazm problemleri
  • Uyarılma problemleri
  • Ağırılı cinsel ilişki
  • Cinsel isteksizlik
  • Erken boşalma
  • Geç boşalma
  • Ereksiyon bozukluğu
  • Cinsel fobi
  • Seks bağımlılığı
  • Gebelikte cinsellik
ÇİFT VE AİLE TERAPİSİ

ÇİFT VE AİLE TERAPİSİ

Çift ve aile terapisi, aile bireyleri ve çiftler arasındaki ilişkisel sorunları temel alarak çalışan bir psikoterapi yöntemidir. Bireylerin hayat deneyimleri ve psikolojik problemlerinin içinde bulundukları ilişkilerle bağlantılı olduğu görüşü esas alınır. Dolayısıyla, bireylerin ilişkilerinde yaşadıkları problemler üzerinde çalışarak daha sağlıklı etkileşim yollarına sahip olmaları üzerine çalışılır. BÖYLELİKLE Psikoterapide odaklanılan şey, etkili iletişim becerilerini geliştirmek, çiftlerin sağlıklı iletişim kurmasını sağlamak, duygusal ihtiyaçlar ve partnerlerin birbirlerinin beklentilerini ortak zeminde karşılamak konusunda uygun alt yapıyı hazırlamaktır. Şayet sorun çiftlerle olduğu kadar çocuklarını da kapsıyorsa bu defa aile terapisi ile tüm aile bireylerinin seanslara dahil edilerek danışmanlık sürecinden faydalandırılması sağlanır.

 

·         İletişim güçlükleri,
·         Kronikleşmiş ilişki sorunları,
·         Çatışma ve tartışmalar,
·         Evlilik öncesi yaşanan kaygılar,
·         Kıskançlık,
·         Aldatma veya aldatılma
·         Cinsellik ile ilgili problemler
·         Ayrılık/boşanma,
·         Kayıp ve yas süreci,
·         Uyum sorunları,
·         Güven sorunları,
·         Geçmişle ilgili halledilememiş meseleler,
·         Çiftlerin ailelerinden kaynaklanan sorunlar,
·         Çocuk sahibi olma ve çocuk yetiştirme konuları.
·         İlişkinin gidişatına yönelik kararsızlık,
·         Öfke kontrolü, ilişkide şiddet
·         Evdeki sorumluluk ve görevler

 

 

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOTERAPİSİ

ÇOCUK VE ERGEN PSİKOTERAPİSİ

Çocuklarla yürütülen psikolojik danışmanlık süreci, yetişkinlerden farklıdır. Yetişkinler kendi istekleri ve iradeleri ile bir uzmana gitmeye karar verirken, çocuklar bir yetişkinin yönlendirmesi ile sürece başlarlar. Yetişkinler ne konuda yardım istediklerini ve tecrübeleri açıkça ve direk aktarabilirken, çocuklar bunu daha dar bir kapsamda aktarabilirler. Çocuk ve ergen psikologları çocuğun yaşına uygun iletişimi, oyunları, oyuncakları, hikayeleri, resimleri ve çocuk ile arasındaki terapötik ilişkiyi kullanarak çocuğun duygularını ve problemlerini çözmeyi ve bu problemlere ilişkin işlevsel başa çıkma stratejilerini aşılamayı hedeflerler.

Çocuk ve ergen terapi sürecinde ihtiyaçlar doğrultusunda Oyun Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR, Çözüm Odaklı Terapi gibi yaklaşımlar kullanılmaktadır

  • Korkular ve kaygılar
  • Depresyon ve mutsuzluk
  • Özgüven eksikliği
  • Gelişme dönemi problemleri (Tuvalet eğitimi, konuşma gecikmesi vb.)
  • Davranışsal problemler (Aşırı kaygı, takıntılar, altını ıslatma, yeme bozuklukları, aşırı mükemmeliyetçilik, aşırı mastürbasyon vb.)
  • Geçiş dönemi ile ilgili problemler (Anne-baba boşanması, okul değiştirme, yeni bir kardeşin gelişi, 2 yaş sendromu )
  • Öğrenme ve dikkat problemleri
  • Okul başarısında düşüş
  • Okul reddi
  • Sınav kaygısı
  • İçe kapanıklık, sosyal izolasyon
  • Kardeş kıskançlığı
  • Aile içi çatışmalar
  • Akran zorbalığı
  • Arkadaş problemleri
  • Stres ve strese bağlı problemler
  • Aşırı agresif davranışlar (Vurma, ısırma gibi)
  • Kayıp ve yas
  • Bilgisayar bağımlılığı
BİREYSEL PSİKOTERAPİ

BİREYSEL PSİKOTERAPİ

Bireysel terapi, bireylerin hayatlarında zorlandıkları ya da çözüme ulaştırmak istedikler durumlarda, tanı aldıkları duygu durum ve kaygı bozukluklarında ve hayat kalitesini yükseltmek istedikleri zamanlarda başvurdukları bir terapi çeşididir.

Bu bağlamda hayatın zorlayıcı şartlarıyla başa çıkmayı, stresi yönetmeyi ve tanı almış bozuklukları tedavi etmeyi amaçlamaktadır.

  • Depresyon
  • Kaygı Bozuklukları
  • Obsesif – Kompulsif Bozukluk (Takıntı problemi)
  • Panik Bozukluk
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Sosyal Fobi
  • Özgül Fobiler (hayvan, kapalı alan, yükseklik vb korkular)
  • Stresi Yönetme ve Aktif Başa Çıkma
OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUĞUNA NASIL DAVRANILMALI

OKUL ÖNCESİ DÖNEM ÇOCUĞUNA NASIL DAVRANILMALI?

Bebeklik döneminin bittiği çocukluk döneminin başladığı ve 6 yaşına kadar sürecek olan okul öncesi dönemde çocuğun bedensel gelişimine dikkat ettiğimiz kadar sürekli değişen psikolojilerine de dikkat etmek gerekir. Bu dönemin çocuğu, artık anne babanın beklentileri doğrultusunda davranmak yerine evin patronu olup istediklerini anne babaya kabul ettirmek çabasındadır. Ya da daha önce bir şeyi denerken huzursuzluk yaratmadan destek görmeyi kabullenmiş çocuklar bu yaşlarına geldiklerinde her ne yapıyorlarsa kendi başlarına yapmakta ve kendi yeterliliklerini sergilemekte ısrar ederler.
Peki ebeveynler bu gibi durumlarla veya daha farklı davranışlarla karşılaştığında neler yapabilir?

 Bağımsızlığını Destekleyin
Bağımsızlığını, mümkün olduğunca da kendi başına bir şeyler yapmasını destekleyin ve temel becerilerini geliştirmesine yardımcı olun. “Daha küçüksün, yapamazsın” demek yerine yapabileceği bir şeyler bulun. Ona bol bol zaman verin. Onu ne kadar acele ettirirseniz, iş o kadar uzun sürecektir.
Çocuğa kendi becerilerini geliştirme zamanını ve pratik şansını vermek hem onun kendini daha özgüvenli hissederek daha uyumlu olmasına, hem de büyüdükçe birçok şeyi tamamıyla kendi yaparak hayatınızın kolaylaşmasına neden olur.
 Duygularını İfade Etmeyi Öğretin
Okul öncesindeki çocuklar hala kendisini ifade etmekte zorlandığı bir dönemdedir, bu da öfke krizlerinin en temel nedenlerinden biridir. Bunu engellemek için ona yapabileceğiniz en büyük iyilik, duygularını ifade etmeyi öğretmek ve duygularını görmezden gelmek yerine onaylamak olacaktır. Yani “Bunda üzülecek, kızacak ne var! Bebek gibi davranıyorsun! Erkek adam ağlamaz!” gibi yaklaşımlardan mümkün olduğunca kaçınıp, bunun yerine “Kızgın görünüyorsun, şu an parka gidemediğimiz için kızdın değil mi?” veya “En sevdiğin elbisen leke olduğu için şu an onu giyemiyorsun, üzgün olduğunu biliyorum.” gibi yönlendirmelerle, zaman içinde o da duygularını ve kendini daha iyi ifade edebilecek duruma gelecektir. Bu da duygularını daha rahat kontrol etmesini ve size güvenmesini sağlayacaktır.
 Az Televizyon, Bol Bol Oyun ve Hareket

Televizyon, tablet, telefon ve bilgisayar oyunları özellikle üç yaşından küçük çocukların sadece beyin gelişim potansiyelini engellemekle kalmayıp, davranışları üzerinde de olumsuz etki yaratıyor. Ekran önünde uzun zaman geçirildiğinde çocuğun mantık ve düşünme becerilerini kontrol eden beyin bölgesi tembelleştirirken, reaksiyonel alt beyin hiperaktif hale geliyor. Ayrıca çocuk ekran önünde uzun süre hareket etmeden durduğu zaman, sonrasında bir enerji patlaması yaşıyor, hareket etme ihtiyacı duyuyor, ama aile “dur, yapma, otur” gibi komutlarla hareketini engellediği zaman enerjisini atamamış olan çocuk hassas ve tepkisel hale geliyor.
 Sık Sık Bağlantı Kurun

Çocukların günlük hayattaki sorumlukları bazen aranızdaki bağın zayıflamasına, eğlendiğiniz ve birbirinizin keyfini çıkardığınız zamanların azalmasına sebep olur. İlişkiniz siz fark etmeden çoğunlukla “şunu yap, bunu yapma” şeklinde komut ve isteklerden ibaret hale gelir. Tüm günlük sorumluluklarınızla beraber, bu özel sevgi bağını da güçlü tutmak için onlarla özel ve kaliteli zaman geçirmek çok önemlidir.
Kaliteli zaman illa da çok uzun saatler geçirmek anlamına gelmiyor, o beraber geçirdiğiniz süre içinde ilginizi tamamen ona vermek anlamına geliyor. Bazen bir saniyelik sevgi dolu bir bakış, bir dakika sıkı sıkı sarılmak, 10 dakika beraber kitap okumak veya sevdiğiniz bir şarkıda beraber dans etmek kadar kısa ve basit eğlenceler bile çocuğunuzla olan bağınızın güçlü kalmasını sağlar ve onun da sizden bu özel ilgiyi almak için farklı tepkisel davranışlara girmesine gerek kalmaz. Ondan bir şey yapmasını istemeden önce onunla bağlantı kurarsanız, yani göz hizasına inmek, gözlerine bakmak, belki bir öpücük veya sevgi sözcüğü ile ilgisini çekerseniz, ardından talebinize uyum sağlama ihtimali daha yüksek olur.

 Seçim Hakkı Verin

Seçim hakkı olan çocuk kendini güçlü hisseder. Seçenek vererek, o farkında bile olmadan, ona daha fazla istediğiniz şeyleri yaptırmanız mümkün. “Mavi pantolonu mu istiyorsun, kırmızıyı mı?”, “Önce çorabını mı giymek istiyorsun, pantolonunu mu?”, “Brokoli mi istiyorsun, havuç mu?” Genelde en son söylendiği için, ikinci seçeneği seçme şansları daha fazla olur, o yüzden tercih ettiğinizi ikinci seçenek olarak sorabilirsiniz. 
 Sınır Çizin

Çocuğunuzun kendini güvende hissetmesi için belli sınırlar içinde büyümeye ve yeri geldiğinde “hayır” kelimesini duymaya ihtiyacı var. Ama sınır çizmenin de bazı taktikleri var. Sınır koymadan önce, isteğini anladığınızı ifade edin ve duygularını onaylayın. “Biliyorum şu anda o çikolatayı yemeyi çok istiyorsun, ama şu an yemek zamanı, yemekten sonra yiyebilirsin.” Veya kırılabilecek bir eşyaya dokunmak istiyor “hayır dokunma” demek yerine oynayacağı başka bir şey bulup “Bu oynamak için değil, ama şununla oynayabilirsin” diye yerine başka bir alternatif vermek daha az tepki vermesini sağlayabilir. En önemlisi, bunların da işe yaramadığı, ağlama ve öfke krizine girdiği durumlarda (ki bol bol olacak), sakinliğinizi koruyup, ona sarılın, ya da başını okşayın, yanında olun, sevgi gösterin, duygularını ona geri yansıtın. Sakinleşene kadar buna devam edin. Ama kesinlikle istediğine boyun eğmeyin. Çocuğunuzun bundan alacağı mesaj, ailenizde belli kurallar ve sınırlar olduğu, bunlardan ödün vermeyeceğiniz, ama çocuğunuz bu yüzden hayal kırıklığı yaşarken de, bu zor anında onun yanında olacağınızdır.
Öfke nöbeti, ağlama ve kriz anında ondan mantık beklemek, ona mantıklı açıklamalar yapmak, disiplin vermek ve bir ders öğretmeye çalışmak ancak durumu daha kötü yapar. Yanında olarak sabırla ağlamasının bitmesini ve sakinleşmesini bekleyin.
 Takdir Edin

Ebeveynler olarak çocuklarınıza en çok ilgiyi olumsuz davranışlarda bulunduklarında veriyorsunuz aslında. Çocukların aksi davranışlarının en büyük nedeni de bu. Mesela sessiz sakin oturmuş oynayan bir çocuğu “Aferin sana, ne güzel tek başına oynuyorsun, benim de bu arada yemeği pişirmeye zamanım oldu, teşekkür ederim kızım” demek pek aklımıza gelmez. Sonra çocuk bakar ki, pozitif davranış ona pek ilgi alaka getirmiyor, başlar bir bahane ile sorun çıkarmaya ve işte o zaman negatif de olsa bir çeşit ilgi görmüş olur. Çocuğun bir şeyi yapamadığı, beceremediği zamanlarda hemen olumsuz eleştiride bulunup olumsuz tepki vermek yerine, onun yapabildiği her davranışı ve her çabasını desteklemek gerekir.
 Örnek Olun

Çocukta görmek istediğiniz davranışları kendiniz sergiledikçe, bu davranışları onda daha çok göreceksiniz. Öfke nöbetlerinde sakin kalmayı başardığınız zaman sakinliğinizi, bağırdığınız zaman bunu örnek alacaktır. Sakin ve sabırlı ebeveyn olmanın temelinde de, hem bireysel hem de çift olarak kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için kendinize zaman ayırmak yatıyor. Arada sırada da olsa çocuğunuzdan ayrı zaman geçirmek, kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmak ve deşarj olmak, zor anlarda çocuğunuza karşı sabrınızı yüksek tutmanıza yardımcı olur.

 Takım Olun

Anne ve baba olarak, çocuğun hangi davranışlarına karşı nasıl yaklaşacağınız konusunda önceden konuşup ortak bir noktaya varırsanız ve ortak hareket ederseniz, çocuk sizi bir takım olarak görecek, hem size olan güveni artacak, hem de manipulasyon çabaları zamanla azalacaktır.

altını-ıslatan-çocuk

ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA ve KAKA KAÇIRMA NEDİR? TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

İstemdışı olan idrar çıkışına enurezis veya alt ıslatma denir. Bu durum geceleri görülüyorsa enurezis nokturna, gündüzleri idrar kaçırma oluyorsa enürezis diurna denilmektedir.

Enurezis DSM tanı kriterlerine göre; yatağa yada giysilere tekrarlayan bir biçimde idrar kaçırma (istemsiz ya da amaçlı olarak), en az ardışık üç ay haftada iki kez ortaya çıkan bir sıklıkta olması ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması yada toplumsal,okulda(mesleki) veya önemli diğer işlevsellikten alıkoyması, takvim yaşının en az 5 olması, bu davranışın bir ilacın veya genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması olarak tanımlanır.

Enkoprezis ise DSM tanı kriterlerine göre istemsiz ya da amaçlı olarak, yineleyen bir biçimde dışkının uygunsuz yere bırakılması; en az 3 ay süreyle ayda en az bir kez böyle bir olayın olması; takvim yaşının en az 4 olması; bu davranış sadece bir maddenin ya da konstipasyona neden olma ile ilişkisi olmayan genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı olmaması olarak tanımlanır.

Fizyolojik Nedenler;

– Kalıtımsal olabilir. Anne ve babanın geçmişinde geç tuvalet alışkanlığı var ise çocukta da aynı rahatsızlık görülmektedir.

– Çocuğun ilgili kasları ( Sfinktes ) olgunlaşmamış olabilir.

– Böbrek ve idrar yolu rahatsızlıkları, bel kemiği merkezi sinir sistemi bozukluklarında alt ıslatma görülmektedir.

-Aşırı yorgunlarsa ve yatmadan önce çok sıvı tüketiliyorsa, tuvalet ihtiyacını karşılamamış ise altına kaçırabilir.

Ruhsal Nedenler;

– Çoğu zaman stresle ilgilidir. Örneğin; ölüm, okul veya ev ortamında gelen değişimler. ( Taşınma, boşanma ve aileye yeni bir bebeğin katılması gibi..)

– Özellikle kardeş kıskançlığı yaşanan çocuklarda yaşanır.

– Sorunlar duygusal kökenlidir. Çocuğun yaşadığı şoklar, kazalar, ilgisizlik ve sevgisizlik ya da aşırı sevgi

– Tuvalet eğitiminde baskı görmüş çocuklarda da görülebilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Yukarıda nedenlerini saydığımız alt ıslatma ve dışkı kaçırma sorunun tek cevabı yoktur. Öncelikle bu problemin organik bir hastalık ile ilişkisinin olup olmadığı belirlenmelidir. Eğer ki çocukta herhangi bir hastalık olmadığı anlaşıldıysa, çocuğun içinde bulunduğu durum farklı tedavi yöntemleri ile ele alınabilir.

-İlk adım olarak çocuk ebeveynin de desteği ile tedaviye motive edilmelidir. Çocukla sıcak bir ilişki kurmak, ailenin bu probleme karşı anlayışlı olması ve tedaviye destek sağlaması, problemin çözüleceğine dair güven verilmesi ve suçluluk duygusunun giderilmesi önemlidir.

-Ebeveyn işeme takvimi oluşturabilir. Bu sayede gün içinde tuvalete gitme sıklığı, günlük idrar miktarı, günlük tükettiği su miktarı, sıkışma, kaçırma, damlatma, kabızlık gibi durumlar tarafsız olarak değerlendirilmeye çalışılır.

-Davranış değiştirme metodu olarak da bilinen motivasyon tedavisi uygulanabilir. Tedavinin prensibi, kuru kalınan zamanlar için ödüllendirmeye, istemeyerek ıslanma olduğunda da çocuğun sorumluluğunu arttırmaya dayanır. Bir takvim hazırlayarak çocuğunuzun ıslak ve kuru günlerinin kaydını tutmaya başlayabilirsiniz. Kuru kalktıkları sabahlarda özellikle duygusal içerikli olarak ödüllendirmeli, ıslak kalktıklarında ise anlayışlı davranmanız tedavi sürecinde etkilidir.

-Yatak ıslatma uykunun ilk saatlerinde daha sıktır. Bu yüzden ebeveynler çocuklarının kuru kalması ya da daha az yataklarını ıslatmaları için kendileri yatmadan önce çocuklarını tuvalete kaldırabilirler.

-Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edilmelidir.

-Tuvalete gitmesinin kolay olması için geceleri yeterli ışık olmasına dikkat edilebilir.

-Yatak ıslatma için çocuklara ceza verilmemeli ve başkalarının yanında utandırılmamalı.

-Aynı zamanda alt ıslatmaya sebep olan psikososyal faktörler varsa bunun için bireysel terapi, oyun terapisi ve aile terapisi desteği alabilirsiniz.

tr_TRTurkish
tr_TRTurkish